Şen Haramiler

23_01_2010

oyunu 2 devre olarak düşünürsek 1. devre daha güzel geçti benim gözümde. 2. yarıda bi hayli girme çıkma olayları olduğundan çok bi şey anlamadım gidişten. kesintisiz oyunda herşey daha sıcak olduğundan daha iyi adapte olunabiliyor karaktere, bölündüğünde ise soğumuş bir şekilde geliyorsun ve olaylara pek te hakim olamıyorsun. ama buna yapacak bir şey yok sanırım. yine bir şen haramiler klasiği şeklinde en olmadık planlarla giriştik oyuna. valostun derin devlet şeklinde milleti ayaklandırma planı güzeldi çok ama hayata geçiremedik. kuyuya girme durumu elzemdi (haramiler adını hakkıyla taşıyorsak bunda her gördüğümüz kuyuya, deliğe girmemizin çok büyük payı var şüphesiz). oyunun aklımda kalan jönü valosttu. benimle birlikte hatta yanında leoparıyla büyücüye gelmeye kalkması, ampul gibi içeriye bakmaya çalışması çok eğlenceliydi. sanırım volkan güzel bir yol yakaladı valostta. saf ama kurnaz bir anadolulu genç edasıyla hareket etmesi benim çok hoşuma gidiyor. tüm bu enteresan yollarla olayları çözmemiz güzel, ona bir diyecek yok ama sanırım gözümüzün önündeki şeylerede dikkat etmek gerekli. kumandanı sallamamamız, ahçıyla görüşme olayını atlamamız (ki bu olaydan haberim yoktu, bunun unutulup anlatılmaması şikayetimdir) bir plana odaklanıp gerisini siktirettiğimiz gerçeğini gösteriyor bana. biraz daha elastik olmalıyız sanırım, yani bir plan yaptık diye diğerlerini görmemek pek te doğru değiil. dükkanları hiç soruşturmadık, ben gidip alışveriş ayaana sorayım dedim ama dandik karizmamla hiç başarılı olamadım. bu bence büyük bir eksiklikti, yani böle bir ortamda yapılacak en mantıklı şey göze çarpan herkezle konuşmak. sokaklarda yapsakta bunu dükkanlarda yapamadık. ubor adına sölemem gerekenleer var bi de; ubor farkedeceğininz üzere daha merhametli ve iyi. tenserle olan konuşmasından sonra farklı bir yere oturtmaya çalışıyorum uboru. fakat bir yandan da o bildiğimiz açlığı ve sinsiliğide atlamamaya çalışıyorum. rahibin karşısında pelor numarası yapmak çok zevkli ve tam uborluk bi şey. iyilik mi yapıyosun kötülük mü? sorarlar adama ama ubor anlamaz bunu, iyi yaptıını zanneder. bi de eskiye oranla daha çabuk kabulleniyorum npc lerle konuşurken beni sallamamalarını. ısrar etmeden eyvallah diyorum. fakat bir maruzatım var barış diri olarak: herkezin bileceği üzere ubor yaratıldığında büyü hırsı dezavantajı almıştı ve bunu göz önüne alarak deli büyücü uboru oynatmaya başlamıştım. her şekilde büyü peşinde koşturması, kendini engelleyememesi uborun karakteri oldu. ilk oyunların birinde bir büyülü bıçak gördüm diye rangerlerin ağaç evlerine gizlice çıkmaya bile yeltenmişti. elinde imkan varsa bokunu çıkartacasına büyü kullandığınada şahit olduk. mağarada her köşeye light yapması böle bi şey, ya da ota boka detect magicle bakması. yapabiliyora ubor her türlü büyüyü kullanır. bu durumun “eeehhh yinemi” tepkilerine neden olması beni son oyunarda kısıtlıyor. eğer 0. level sınırsız büyü yapma özelliği saçmaysa o zaman diyelim şu kadar yapıyon o zaman bende onun bokunu çıkarayım. zira ubor ne büyü alcam diye delice düşünen ve her durumda defterine delice bakıp en uygun büyüyü yapmayı seven bir arkadaşımız. ve genellikle o gün seçtiği büyülerin tamamını yapar. anlatmak istediğim sınırsız detect magic yapabiliyorsa ubor bunu yapar, hatta bütün gün öyle dolaşmadığına şaşırmak lazım. message almadan bunu yapmam benim hatam oldu. hazırladığım 2 tane liste var 0. level ve bir tanesinde message birinde de detect poison var. ortama göre yer değiştirip gerekli olanı ezberliyorum. ve bu oyunda da bunu atladım sanırım, daha dikkatli olacağımdan emin olabilirsiniz.

Comments

caleb_quanthar

I'm sorry, but we no longer support this web browser. Please upgrade your browser or install Chrome or Firefox to enjoy the full functionality of this site.